<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Ocak 12, 2007

IRAKLI BLOGCULAR VE SADDAM


   Saddam Hüseyin asıldıktan sonra ulusal ve uluslararası basında bir çok haber çıktı.Herkes idamla ilgili düşünce ve görüşlerini bildirdi.Kimileri karşı çıktı, kimileri de idam edilmesinin bir anlamı olmadığını söyledi. Ben de Iraklı blogcuların idamla ilgili yorumlarını sizler için toparladım.Aşağıda Iraklı blogcuların konu hakkındaki görüşlerini okuyabilirsiniz...


Iraq-Pundit: Saddam uzun süredir yürüyen ölü bir adamdı. Şu an ilgilendiğim şey onun idamının Irak'ta süren krizi nasıl etkileyeceği. Ve etrafımdakiler de hep bu konuyla ilgileniyor. Yaşlı bir akrabam Saddam'ın pek çok ölüm kararını imzalayan biri olduğunu düşünüyor, diğer genç akrabam ise Saddam rejimi altında hiç yaşamadığı için onu çok sempatik buluyor.Burada hepimiz Irak'ı bekleyen sona kilitlendik...

24 Steps to Liberty: Saddam Hüseyin dar ağacına yürürken aklıma şu geldi: Bu Iraklılar için bir kurtuluş değil. Saddam Hüseyin'in ölmesi ailemin güvende olduğu anlamına mı geliyor? Onun ölümünden sonra Iraklılar birbirinden nefret etmeyecek mi? Şii-Sünni çatışması olmayacak mı? Onlar Saddam Hüseyin'in ölümünün Irak'ı birleştireceğine ve problemi çözeceğine mi inandılar? Tüm bu soruların cevabı tabi ki hayır...

Dr. Fadhil Badran-Iraq4ever: Saddam Hüseyin'in infazı Irak'taki son barış umudunu da öldürdü. Bu infazın İran-İngiltere ve İsrail tarafından planlandığını düşünüyorum. ABD'yi de tetikçi olarak kullandılar. İran , infaz günü için yılın birinci gününü seçti.Aynı zamanda bayram ki bu şu anlama geliyor.Müslümanlar arasında gerçekten birlik yok. Saddam daha önce İran'ın ,arap ülkelerini körfezde birleştirme hayallerini, bitirmişti.İsrail de ölüm tarzını yani infaz şeklini belirledi. Çünkü İsrail ajanları zamanında Bağdat'ta asılmıştı. İsrail de aynen kendi ajanları gibi Saddam'ın da orada asılmasını istiyordu. Ve İngiltere ise Saddam'ın 1971'de petrolü ulusallaştırmasına cevap olarak asılmasını talep ediyordu. Bu olayda tek kaybeden Iraklılar ve Amerikalı askerler olacaktır.

Treasuser of Baghdad: Haberi duyduğum zaman şok geçirdim. Ağlamak istedim.Gözyaşlarım birbirine karıştı ama hem mutluluk hem de üzüntü gözyaşlarıydı bunlar. Saddam rejiminde geçen hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Bizim hayatımızın önemli bir kısmı böylece bitmiş oldu. Mutluydum çünkü bizi sindiren ve baskı altına alan adam sonsuza kadar yok olmuştu. Üzülüyorum çünkü onun idamı şiddeti daha da artıracak.Üzülüyorum çünkü Saddam'ın yerine daha vahşi diktatörler gelecek. Sünni ve Şii köktenciler ki bunlar Irak'ı yüzyıllarca geriye götürmek isteyen insanlar , Irak bunlardan çok çekecek. Şu an parlementoda olan Sünni ve Şii üyeler başa geldiklerinde kendi düşüncelerini insanlara empoze etmeye çalışacaklar ve eleştirildiklerinde eleştiren insanları öldürecekler...Peki o zaman fark ne?

Muhammed-Iraqthemodel: Saddam'ın öldürülmesi Irak'ın makus talihinin infazı demektir. Ve de onun yolundan yürüyenlere geri dönüş yok diyen bir mesajdır. İnsanlar tekrar bir diktatöre diz çökmeyecekler. Gelecek, insanların elindedir ve onlar kendi yollarını kendi seçecekler. Ve bugün biz kendi adaletimizi kutlayacağız. Irak'a demokrasi getirmek için bize yardım eden ABD'deki ve diğer koalisyon uluslardaki kardeşlerimize de teşekkürlerimizi unutmayacağız...

Nabil-Nabil's Blog: Saddam bunu hakediyordu. Ama  Saddam'ın idamı gibi bir haberle uyanmak hiç hoş değildi. O gün bayram sabahıydı ve biz dedemlerde bayramı kutluyo olmalıydık ancak bu bayram aynı bayram değildi. Oraya gittiğimde aynı şeyleri yapmadık herkes çok üzgündü. Şahsen ben üzülmedim ama haberlere mutlu da olmadım. Kendimi üzgün hissettiğim konu şuydu: O; Irak'ın büyük devlet başkanlarından biriydi ve onun infaz edilişini görmeye üzülüyordum. Onunla birlikte Al Hekim ve Al Sadr'ın asılmaması adil değil...

Neurotic Iraqiwife: Evet ağladım, ağladım...İçimdeki beni kemiren bütün kızgınlığa ağladım. Onun elinde ölmüş olan ve hala ölen milyonlara ağladım. Irak'ta kan içinde kalanlara ağladım. Arkasında bıraktığı onlarca mezara ağladım ve en çok da çocuklara ağladım. Onun yüzünden yetim kalan çocuklara... Bu çocukların hiçbir zaman normal bir hayatları olmadı, çocuklukları onlardan vahşice bir kural uğruna çalındı. Evet ağladım... Korkunç bir tarihin sonuna ağladım.

Najma-AstarfromMosul: Çok kızgınız ama onun asılma gerçeğine değil, ne zaman ve nasıl infaz edildiğine... BBC ve Al-Jazire'yi online olarak takip edip tüm ayrıntıları öğrendim. Orada infazın neden bayramın ilk günü yapıldığı soruldu. Ve mahkeme üyelerinden birisi Irak'ta bayramın pazar günü başlayacağını söyledi. Bu beni çok kızdırdı çünkü Bayram Iraklı Sünniler için cumartesi günü başlar bazı Şiiler için Pazar günü başlar ve bazıları için de Pazartesi günü başlar. Yani bayram Irak'ta Cumartesi günü başlar Pazar değil. Saddam'ın ölümü asla hiçbir şeyi düzeltmez. Daha önce de söyledim o bir diktatördü ama şimdi bir lider bile değil...

Hnk-HnkBlog: Haberleri duyduğumda çok derinden üzüldüm. Bayramın ilk günü Saddam'ın idam edilmesi ile onların çok aptalca bir şey yaptıklarını düşünüyorum. İyi bir başkan olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama şu bir gerçek ki Nuri El Maliki ve diğerlerinden çok daha iyiydi. Hatta onlarla kıyaslandığında harika bir başkandı. Cesur biri olduğu ise tartışma konusu bile olamaz. Biz onun zamanında barış içinde yaşıyorduk. Şu an ise Irak'ta iyi bir gelecek göremiyorum.Ve bütün  bunlardan sonra şunu söylemek istiyorum ki : Dört gözle sevginin gücünün, gücün sevgisi ile yer değiştirdiği zamanı bekliyoruz. Sonrasında ise ülkemiz barışın güzelliğini ve değerini öğrenecektir.

Kasım 27, 2006

“BADDİ MOOT FEDA LEBNEN”

 

  Lübnan son dönemlerde medyamızın çok az önem verdiği ve pek gündeme taşımadığı bir ülke...Yaşanan savaş ve olaylar hiç olmadı sanki...Bir kaç gün önce sanayi bakanı Cemayel öldürüldü ve ortalık yine karıştı...Lübnan halkı bu suikaste büyük tepki gösterdi.Gösterilerde herkes Suriye karşıtı sloganlar ile tavırlarını koydu.Bölge karıştırılmak isteniyor tekrar...Bu Suriye mi bir başka ülke mi , bu henüz çok net değil...Lübnan'lı bloglarda dolaşırken bir tıp öğrencisinin blogu olan http://failasoof.blogspot.com/ bloguna rastladım... Son dönemlerde yaşananlar onun da canını sıkmış olacak ki “Baddi Moot Feda Lebnen” isimli yazıyı yazmış , anlamı "Lübnan uğruna ölmek istiyorum"... Buyrun yazının tamamı aşağıda...Dünyanın çeşitli yerlerindeki blogcuların yazdıklarını duyurmaya devam edeceğim...Saygılar...


“BADDİ MOOT FEDA LEBNEN”

(Lübnan uğruna ölmek istiyorum…)

 

   Her zaman şehitlerimizin birine hoşça kal diyoruz.Bu duygusal tepkimizin ardından , şehir meydanına yürüyerek davamıza sonuna kadar devam edeceğimizi duyuruyoruz, tek başıma oturuyorum ve merak etmeye başlıyorum!

 

   Ve kendi kendime soruyorum.Biz doğru seçimi mi yaptık? Savaşa devam etme kararı uygun bir karar mıydı? Burada dürüst olmalıyım ve kabul etmeliyim ki , defalarca durmalıyız diye düşündüğüm oldu. Yeterince kaybettik buna değmiyor…

 

  Fakat sonra bizim rakip partilerin tepkilerini görüyorum. Ve fark ediyorum ki aslında biz şehitlerimizi çok seviyoruz ve onları çok özlüyoruz.Ve de sonunda Lübnan’ı daha da çok seveceğiz…Bizim bırakmaya  ve yolun sonuna kadar durmaya niyetimiz yok. Bazen duraksamak tereddüt etmek ya da kaybettiğimiz çok şey olduğunu düşünmek normal…Fakat ben her zaman Lübnan’ın aşk ve tutkusunun her geçen gün daha da güçleneceğinin farkındayım… Ve de sonuna kadar devam etme konusunda istekliyim.

 

   14 Mart 2005’i hatırlıyorum. Şehitler meydanına yürürken yaşlı bir hanım görmüştüm.(Yaklaşık 80 yaşlarındaydı.) Bir eli ile arabasını sürüyor diğer eli ile de Lübnan bayrağını sallıyordu.Öyle şaşırmıştık ki ona “Ne yapıyorsunuz?” diye sordum…Ve hiç unutamıyorum cevabı aynen şöyleydi: “Badi Mood Feda Lebnen” (Lübnan Uğruna Ölmek İstiyorum…)  Ve hala bu anımı hatırladığımda hayallediğimiz Lübnan’a kavuşana dek , davamıza devam etmeye daha da çok kararlı görüyorum kendimi…İnsanlar gelirler ve giderler ancak sadece Lübnan sonsuza dek yaşar..

 

24 Kasım 2006

 

http://failasoof.blogspot.com blogundan çevrilmiştir...


Kasım 15, 2006

"IRAK:KAYIP NESİL"



   Malumunuz Irak'ta işgal devam ediyor.Ve bu ülkeden dünya medyasına bloglar aracılığı ile enformasyon yağıyor.Irak'ta işgale karşı ateş püskürenler olduğu gibi, işgalin yeni bir Irak Modeli getirebileceğini savunanlar da var.Geçen gün Irak'lı bir Anne'nin yazdığı yazıyı burada çevirmiştim.

   Bugün de Iraklı bir dişçinin yazdıklarını buraya taşıyorum. HealingIraq adlı blogu ile yurtdısında çok okunan bu blogcuya kulak verelim ve kanayan bir yara olan Irak gerçeğini bir kez daha büyütece alalım....


"IRAK:KAYIP NESİL..."
   Irak ülkesinin yarısından çoğu 21 yaşın altında.Kanal 4 için çekilen "Irak:Kayıp Nesil" mutlaka izlenmesi gereken çok iyi bir belgesel.Bu belgesel Irak Gençliğinin gizli kalmış gerçeklerine açılmış bir pencere gibi adeta.Şiddetle izlemenizi tavsiye ediyorum...

  Belgesel arka arkaya ; ayaklananların,askerlerin,doktorların,suçluların, satıcıların ve sakat kalan insanların hayatlarından kesitler sunuyor.Bu genç insanların umutları ve geleceğe dair planları yok.

Haider...19 Yaşında...Sadr şehrinde yaşayan bir Şii...Polis aracıyla devriye gezerken Amerikan güçlerinin açtığı rastgele bombalama sonucunda bir bacağını kaybetmiş.Babası Saddam rejimi tarafından idam edilmiş.Saddam'dan ve ABD'den nefret ediyor.

Mazin...18 Yaşında...Bir Sünni...Annesi işgalcilere karşı yapılan bir gösteride öldürüldükten sonra Felluce'deki Sünni Direnişçi gruba katıldı.Annesi onun eğitimini tamamlamasını istiyordu.Fakat o şu anda Felluce'deki bir grup arkadaşı ile ABD kuvvetlerine karşı savaşıyor.

Ali...18 Yaşında...Mehdi Ordusunun Bir Üyesi...

Mohammad...26 Yaşında...Bağdat merkezinde bir hastanede doktor ve biran önce ülkeden ayrılmanın planlarını yapıyor...

Ahmad...18 Yaşında...İki sene önce Bağdat'ta "direnişçi" olduğu için yakalandı.Altı kardeşi ve babası ile 12 aydır Ebu Gureyb cezaevinde.

Kemal...17 Yaşında...Bir Şii...Ailesi ile birlikte oturduğu mahalleden göç ettirilmek isteniyor.İnsanlar daha önceleri bu mahallede etnik, dini farklılık göstermeksizin birlikte yaşıyorlardı...

Yousief...Yeni Irak ordusunda bir asker...Eskiden bir asker kaçağıydı...
http://healingiraq.blogspot.com


   Irak Halkı, maalesef sınırları masa üzerinde çizilmiş bir toprağın halkı...Bu da onlara ilk önce bir dikta rejimi ardından da bitmeyen bir işgal hediye etti.Bu halkın ve aynı kaderi paylaşan halkların bir suçu yok.Onlar şu anda inanılmaz bir çaresizliğin içerisindeler...Öyle bir kimlik bunalımı sarmış ki bütün hücrelerini, eskiden aynı mahallede oturmalarına rağmen artık buna bile tahammül edemiyorlar...

   İşgal ve bitmeyen acılar...Irak Halkı ; etnik ve dinsel öğeler aracılığı ile yeniden kimlik üretmeye çalışıyor.Parçalan bir devletin bir halkın bir ülkenin çatırtılarını duyuyoruz.

    Irak'ta süre gelen işgal ve acılara, Beyt Hanun'daki tarifi imkansız acılar ekleniyor.Halklar sistematik şekilde yok ediliyor...Sindiriliyor...Ne acı ki dünya halkları da "medya" aracılığı ile bunu sadece ve sadece "seyretmek" zorunda kalıyor...



Kasım 1, 2006

BAĞDATLI BİR AİLE

   Bugün sizlere Irak-Bağdatlı bir ailenin blogundan bahsetmek istiyorum.Iraklı Anne Faiza’nın yazdığı http://afamilyinbaghdad.blogspot.com dünyaca ünlü bir blog sitesi. 2003 yılındaki Irak savaşından beri Irak’ın gizli gündemi bu blogda yazılıyor.Amerikan işgaline karşı zehir zemberek yazıların yazıldığı bir blog. Ben de son yazısını sizler için çevirdim.Bundan sonra yabancı bloglardaki bu tarz yazıları sizler için çevirip yayınlayacağım…İşte Bağdatlı ailenin tuttuğu blogdan bir yazı…

 

"…..Bir süreliğine bloguma yazmaya ara verdim.Ve nedeni de, Irak içerisinde cehennem hayatında gelip geçen Iraklılarla ilgili bir çalışma ile meşguldum, belki de üç yıldan fazla süren bu acı gerçek hakkında konuşmaktan sıkıldım.

  Iraklılar hala hergün ölüyorlar. Askeri birliklerle ya da caddelerde kol gezen ölüm devriyeleri tarafından öldürülüyorlar.Ya da her ulusa karşı organize edilen cinayet teşebbüsleri tarafından ölüme maruz kalıyorlar. Çünkü Irak’ta tüm ölümlere ve suikastlere karar verenler var.

  Bir Sünni ya da bir şii, zengin ya da fakir, Müslüman ya da gayri Müslim , kültürlü ya da değil bunların hepsi maalesef birer hedef ve caddeler köpekler tarafından yenilen cesetlerle dolup taşıyor, Bush hala  Irak’taki hayali zaferler hakkında demeçler vermeye devam ediyor. Kendi mi aptal yoksa insanlar mı? Belki de her iki taraf…

   Eğer Saddam Hüseyin bir zorba ise Bush değil midir? Şu anda Bush vergi ödemeyi azaltmak , finansal dengeyi kurmak için Amerikalılara adil olmayan bir savaşı yani Irak’ı yıkan bir savaşı empoze ediyor.Ve insanları güvenlik , barış ve ulusal birliklerinden koparıyor.

 

Peki tüm bunlar neden?

 

  Bu savaş hilesi, terörizm için mi? Yoksa savaşta Bush’un yanında yer alan Amerikan şirketlerinin karı için mi? Terörizm diye iddia edilen savaş nedeninin arkasında bunlar mı yatıyor?

  İlk başta Petrol ve silah şirketleri var, bunlar savaşın ilk kar edenleri ve diğerleri de satılmayan ürünlerini gelecekte Irak’ta satmak ve bu pazarı yaratmak isteyenler…Araba şirketleri, endüstri,gıda,elektrik, elektronik ve diğer ürünler, yani kar etmek isteyen herkes burada…

  Bu kapitalist caniler kendi yöntemleri ile bizim kanımıza yatırım yapıyorlar.Başlangıçta Amerikalılar tarafından bu savaş , Irak’a özgürlük ve mutluluk getireceği için bir fedakarlık olarak lanse ediliyordu.Amerika ve Amerikanın dışında bu öyküye inanan o kadar çok aptal var ki daha sonraları Irak’ın özgürlüğü barizleşince Bush konuşmalarını değiştirdi.Şu an “Terörizmi bitirene kadar Irak’ta kalmalıyız.Eğer biz Irak’tan çıkarsak terörizm Amerika’ya gelecek” diyor…

 

Hahaha…!

 

  Ne biçim bir öykü? Ve zavallı Amerikalıların buna bir cevapları yok.Sadece omuz silkip sessiz kalmakla yetiniyorlar.Bush ve Amerika onlara karşı geliştirilen eylemlere cevap olarak üç tane plandan bahsediyor:

Plan A: Onları yok sayın.

Plan B: Onların kuşatma altına alın ve yok edin.

Plan C: Onları vatan hainliği ile suçlayın ve Amerikan ordusunu tarumar etmek ile suçlayın.İnsanların onlardan nefret etmesini sağlayın.

 

   Her zaman söylüyorum onların çirkinliğine rağmen bu savaşın çok aydınlatıcı noktaları da var. En önemlisi batının baş ağrıtan demokrasi hikayesinin yalanının ortaya çıkması.Ve ne yazık ki bu yalan uğruna Irak’ı mahvettiler.İkinci pozitif noktası şu: Eğer baskıcıları ülkenizden atmazsanız liberal olamazsınız.”diyor Amerikalılar, yani kısacası Irak için çalışan iyi insanları ülkeden atmamızı istiyorlar.

 

  Son iki ay boyunca birçok şey gördüm.Irak parlamentosundaki üyelerle karşılaştım ve bana göre onlar tepeden tırnağa hiç birşey bilmiyorlar politik meseleler hakkında…Politik vizyonları yok.Aynı zamanda Irak’ın geleceğinin ne olacağı konusunda da hiçbir fikre sahip değiller.Maalesef onlardan çok az vefalı milliyetçi ile karşılaştım.Bu kişiler her şeyin farkında olan insanlar fakat maalesef otorite onları Iraka hizmetten mahrum bırakıyor.Oysa onlar Irak’taki insanlar parlemento aracılığı ile yardım etmek istediklerini samimiyet ile dile getiriyorlar. Fakat maalesef hiçbirsey yapamadıklarını anlatıyorlar..Ve tamamıyla politik meselelere kapalı insanlar gördüm.Negatif ve gerçeğe ait bir vizyon sunamayan kızgın insanlardı bunlar.İçişleri bakanlığı hapishanesinde bulunan sürgündeki sivil tutuklu ve diğer tutuklularla görüştüm.

   United Nations For Women örgütüne gitmeden önce onlara Irak’taki kadınlar için ne gibi programları olduğunu sordum. Onlar , demokrasi barış ve özgürlük ile ilgili çalışmalar organize etmek istediklerini söylediler.Onların salaklığına güldüm.Iraklı kadınların kocaları , çocukları ölüyor..Hangisinin böyle bir çalışmaya ihtiyacı olabilir ki? Bu tür organizasyonlar geç kalınan organizasyonlardır.Irak’ta ne olduğunun tam farkında değiller ve Bush’un diktatörlüğüne itaat ediyorlar. Hep merak ediyorum Irak’ta olan bu felaketlere karşı bu sorumluluğu kim üstlenebilir…

İşgalciler mi?

Irak Hükümeti mi?

Birleşmiş Milletler mi?

Kızılhaç mı?

Mülteci Yardım Birliği mi?

Cevap: Hiçbiri

  Bütün dünya Irak’lıları  Bush’un eline bıraktı.Ama ben asla bırakmayacağım ve vazgeçmeyeceğim.Irak’ta insan hakları için çalışan , sivil toplum örgütlerinde çalışmaya başladım.Burada ölümle tehdit edilen insanlarla karşılaşıyoruz ve onlara yardım etmekle meşgulüz.Çeşitli bağışlar topluyoruz, bunlarla en azından standart bir hayat seviyesi yakalayabiliriz.Bütün bunlar Iraklılar için.

(Ahiret gününe kadar ulusum da vatanım da refah içinde kalsın diyor Kutsal Peygamber.Allah’ın duaları onun üstüne olsun…)

  

   Ve Bağdat’tan kısa ve acıklı bir öyküm var sizler için.Altı ay önce bizim komşularımızdan biri suikaste kurban gitti.Irak ordusunda subay olarak çalısıyordu.Karısı , 4 ve 5 yaşında iki çocuğu (Ahmed ve Muhammed) vardı.(Tam bilmiyorum ama karısı bir ay önce kocasının acısına dayanamayıp aklını yitirdi ve intihar etti) Çocuklar anneannelerinin yanında kalıyorlar.Anneanneleri zavallı ve yaşlı bir kadın.Babalarının akrabaları ise Samarra’da ikamet ediyorlar.Amcalarından ikisi öldürüldüler.Büyükbabası tutuklandı ve diğer amcaları da işgalciler tarafından alı konuldular.Arkadaşlarım ve ben zaman zaman onlara elbise yollarız.Ne demiş Peygamberimiz yetimlere sahip çıkanın yeri cennettir.Allah’ın duası onun üzerine olsun.

Irak’ın hüzünlü öyküleri sonsuz , dünya bizi terk etti fakat Allah terk etmeyecek …

Ve Irak’a yardımını sürdürecek insanları da terk etmeyecek Amin…

Üzgünüm  haberlerimin hepsi acıklı idi fakat iyi bir haberim var.Fransızca öğreniyorum.

 Comment allez- vous?-(Nasılsın?)

Bien, merci. Et vous?-(Teşekkürler ya sen?)

Ve barış üzerinize olsun…

 

Yazan: Faiza Al-Arji- http://afamilyinbaghdad.blogspot.com/

 




<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Copyright © 2007 Hussoloji
Bu Site En iyi Firefox'da Görüntülenir.
Blogdaki yazilar Kaynak Gösterilerek kullanilabilir.