<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Temmuz 10, 2006

il la cosa migliore del mondo-En iyi O!

İTALYA 5-3 FRANSA(PEN.)

    Bir milyar kişinin izlediği bu büyülü gösteri için herkes yerini almış düdüğü bekliyordu. İtalya ve Fransa  gibi iki güçlü ekol çarpışmak için sahaya çıkmışlardı. Maça hızlı başlayan taraf Fransa oldu. Nesta’dan yoksun oynayan İtalya savunması ilk dakikalarda sefilleri oynadı.Dördüncü dakikada Malouda’nın soldan ceza sahasına inerken  Materazzi tarafından düşürülmesi ve hakemin penaltıyı göstermesi saniyeler içinde olup bitiverdi. Final maçı belli ki çok güzel geçecek diye düşüncelere dalmışken , Zidane kariyerine yakışır bir penaltı kullandı ve takımını 1-0 öne geçirdi. Fransa çok önemli bir avantaj yakalamıştı.İtalya savunmasına soğuk duş yaşatan Materazzi soğuk terler döküyordu. Ancak 18. dakikada sağdan kullanılan kornere inanılmaz yükselip kafayı vurarak hem beraberliği sağlıyor hem de kendini affettiriyordu.Golden sonra gökyüzünü işaret eden Materazzi adaletin yerini bulduğunu haykırıyordu adeta. Bu erken goller iki takımın da aklını başına getirmiş olacak ki bu gollerden sonra takımlar tempo düşürdü.Böylece tahmin ettiğimiz sıkıcı final 20. dakikadan sonra oynanmaya başladı.

 

 KRONİK SORUN...

   Kupa finallerinin kronik sorunlarından birisidir bu. İlginç bir ruhiyat kaplar sahayı. İki takım da bu kadar önemli bir karşılaşmayı saha içindeki normal aksiyonlar ile kaybetmek istemez. Nasıl olsa uzatmalar nasıl olsa penaltılar var mantığı her fubolcunun genlerine işlemiştir adeta.Belki son dakikaya bir gol sığdırırız hınzırlığı da arada baş gösterir hani ama bu oyun disiplininden ciddi bir kopuşu ifade etmez asla…

 

   OLMADI ZİZU...

   Maçın normal süresinde iki ekip de yenişemezken uzatmalarda Fransa takımının daha diri bir oyun sergilediğini gördük İtalya takımına nazaran. Yaş ortalaması 30.6 olan bir takımdan çok daha iyi bir performanstı izlediğimiz.Ta ki dakikalar 108.’i gösterene kadar.Bir pozisyonda Materazzi’ye sinirlenen Zidane “tos” tabir ettiğimiz biçimde şık bir kafa attı rakip oyuncuya.Kariyerine ve maçın önemine yakıştıramadığımız bu hareket sonrası biraz geç de olsa oyundan atıldı Zizu.Bu dakikadan sonra Fransa takımında bir yavaşlama baş gösterdi ayrıca Ribery de oyundan alınmıştı. İtalya takımı ise bir kazaya kurban gitmemek için skoru korumayı tercih edince maç penaltılara gitti. Zidane için küçük bir parantez açarsak kendisi her ne kadar yıldız bir oyuncu da olsa bundan önce yine bu tarz öneme sahip maçlarda bilumum kol ,kafa, dirsek ve tekme gibi varyasyonlarla meziyetlerini sergilemiş bir oyuncudur. Hatta bu konudaki çirkefliğinin haber olmuşluğu da vardır. O nedenle ben pek şaşırmadım…önemli not ya da ekleme: zizu'nun kafa atmasının nedeninin çok ağır bir tahrik olduğu ile haberler dolanıyor...onu da ayrıca belirtelim...

GROSSO

   Penaltılarda genel çoğunluk Barthez’in şanslı olduğunu düşünse de bir tarafta Buffon gibi bir dünya markası vardı. Trezeguet topu direğe nişanlayınca (ki kendisi Buffon’un Juventustan takım arkadası , bu da ayrı bir ironik durum) İtalya önemli bir avantaj yakaladı. Maçın kaderini belirleyecek penaltıyı kullanmak için topun başına , İtalyanın son maçlarda kaderini belirleyen adam Grosso geldi ve topu ağlara göndererek yine İtalya’nın kaderini belirlemiş oldu. 5-3….

 

EN BÜYÜK İTALYA... 

    Bu sonuçla İtalya dördüncü kez dünya kupasını kazanarak tarihe de imzasını atmış oldu , kısacası dünya futbolunun en iyisi artık İtalya…

 Önemli Not: Evet buraya bu notu da düşmeyi uygun gördüm ya da açıklama tadında bir neşriyat olarak da adlandırabiliriz. 9 Haziran tarihinden beri beni takip eden ve "worldcup" kategorisine ilgi gösteren tüm ziyaretçilere teşekkürü bir borç biliyorum öncelikle.Final yazısının üstüne ayrı bir yazıyı uygun görmediğim için bu şekilde ben de 2006 dünya kupasının finalini noktalamak istiyorum blogumda.Dolu dolu, yaklaşık 80 dünya kupası yazısı ile geçen bir ay yaşadım.Bu sürede bana desteklerini esirgemeyen başta Sayın Devrim Demirel  olmak üzere tüm blogcu çalışanlarına teşekkür ediyorum.Dünya kupasında takip edilen bir blog olmak gerçekten güzeldi.Her güzel şeyin başlangıcı gibi bir de sonu var.Yazılarım blogumda eskisi gibi devam edecek, dünya kupası kategorisi de güzel bir anı olarak bu sayfalarda kalmaya devam edecek...Teşekkürler...

Temmuz 8, 2006

SCHWEINSTEIGER!

ALMANYA 3-1 PORTEKİZ

   Dünya şampiyonluğunu kaçıran iki ekibin acı dolu mücadelesini izledik.Bir adamsendecilik yoktu belki ama sonucta bir kırgınlık ve utangaçlık söz konusu idi iki takım için de…Maç genelinde Alman takımının baskısını izledik.Bu maç biraz da Almanya takımının disiplin özelliğini ortaya çıkardı…Portekiz takımı ve genelde diğer Akdeniz havası almış takımlar kendilerini en iyiye göre programladıkları için o hedef gidince , rotalarından sapıyolar.Portekiz takımında da bu tarz bir çözülme gözlemledim…İkinci yarıya hızlı başlayan takım Almanya oldu…56. dakikada Schweinsteiger mükemmel bir gol atarak durumu 1-0 yaptı…Ardından 61. dakikada yine Schweinsteiger bir serbest atış kullandı , top Portekizli oyuncu Petit’e çarparak ağlara gitti ve 2-0 oldu…Ancak şov bitmemişti, 78. dakikada Schweinsteiger bir füze daha yolladı..3-0…Geriye sadece Portekiz’in şeref golü kaldı o da 87. dakikada Nuno Gomes’den geldi…3-1…

   Almanya kırdığı ve üzdüğü taraftarına güzel bir hediye vererek uğurladı evine, Portekiz ise bir daha ki kupaya yine büyük hedefler belirlemek üzere evinin yolunu tuttu...

Temmuz 6, 2006

ALMANYA-PORTEKİZ-ÜÇÜNCÜLÜK İÇİN

Yarı finalde İtalya'ya yenilen Almanya ile Fransa'ya mağlup olan Portekiz arasında oynanacak üçüncülük maçı, saat 22.00'de başlayacak. Mücadeleyi Japon hakem Toru Kamikawa yönetecek. İki takım da kupayı galibiyetle kapatmak amacında.Brezilyalı teknik adam, Scolari "Bizim hala hedefimiz var. Bu maçı kazanarak, yaşadığımız üzüntüden kurtulmak istiyoruz. Dünya Kupası’nda üçüncülük hiç de küçümsenecek bir derece değildir. Bunun için kazanmak zorundayız" dedi.

Yarı finalde İtalya karşısında alınan mağlubiyetin ardından teknik direktör Jurgen Klinsmann turnuvadaki son maçlarında taraftarlarına en azından galibiyet hediye etmek istiyor.

   Güzel maç olacak kanaatinde değilim ama ben Almanya takımını eğer çözülmezlerse maçın favorisi olarak görüyorum...Gerginlik açısından fazla yüksek tempolu bir maç beklemiyorum, inşallah güzel ve tempolu bir maç izleriz...

Temmuz 6, 2006

FİNAL ÖNCESİ...



    Nerdeyse bir ay olmak üzere ve kupada artık sona gelindi...Final favorisi olarak pek de tercih edilmeyen iki takım finale kaldı...Öyle ya bir tarafta 29 yaş ortalaması ile Fransa takımı diğer tarafta sert defans anlayışı ile İtalya var...İtalya takımı Fransa'ya göre daha derli toplu gözüküyor, bir de 2000 yılından kalan bir hesap var.Gerçi Fransa bu hesapları takmadığını Brezilya maçında gösterdi ama yine de bu durum İtalya takımını iyi motive edecektir.2000 yılında uzatmalarda Blanch'ın golü ile zor yenmişlerdi zaten...Neyse geçmişi tartışmanın bir anlamı yok...Bu yazıda kupanın genel bir profilini çıkartmak ve final öncesi son gözlemleri yazmak istiyorum...


   Öncelikle Brezilya ve özellikle Arjantin takımlarına yazık olduğunu belirtmemiz gerekiyo.Her ne kadar Ahmet Çakar hocamız Arjantin takımını  Villareal'e benzetse de, bu kupanın en iyi takımlarından biri olduğu yadsınamaz...Oynadıkları pozitif futbol, göze zevk veren ve futbol oynamak için sahaya çıkan oyuncular, hepsi kupanın en iyi takımı olduklarını göstermeye yeter bence...Brezilya takımına gelince ise Parreria faktörü devreye girdi...Çarmıha gerilen bir Ronaldinho vakası var şu anda...Ama kimse Ronaldinho'nun yanındaki diğer dozer kılıklı forvet Ronaldo'dan bahsetmiyor...Oynaması için Cumhurbaşkanı devreye girerken , Cicinho ve Ricardinho gibi oyuncular es geçilirken, Ronaldinho da , ronaldo için iki katı koşmak zorunda değildi sanırım...O da koşmadı zaten, başarıya doymuşluk oranı da bir başka neden olarak gösterilebilir...

   İspanya ise ayrı bir üzüntü oldu biz izleyiciler için.Bu İngiltere ve İspanya turnuvada nasıl oynanılması gerektiği ile ilgili ciddi dersler alması gerekiyor.İngiltere için yazık oldu demek fazla lüks olur , zaten pek de hakettikleri söylenemez...Dünyanın sayılı orta sahalarına sahip olmalarına rağmen...İspanya'da özellikle Torres mükemmel bir performans gösterdi ama yaş ortalaması 29 olan Fransa'ya yenilmeleri bir bakıma hızlarını baya kesecek...En azından yarı finali görmelerini isterdim...Ama ne yapalım bir sıkıcı final izleyeceğiz...Fransa-İtalya...




<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Copyright © 2007 Hussoloji
Bu Site En iyi Firefox'da Görüntülenir.
Blogdaki yazilar Kaynak Gösterilerek kullanilabilir.