<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Mayıs 14, 2009

BEŞİKTAŞ-FENERBAHÇE KUPA MAÇI ANALİZİ

    İzmir'de güzel bir havada çekişmeli bir karşılaşma izledik. Tribünler bir dönem olduğu gibi ikiye ayrılmış ve özlenen bir tablo sahaya yansımıştı. Keşke lig maçlarında da bu taraftar düzeni yeniden uygulanabilse.

    Maça hızlı başlayan taraf golü daha maçın başında bulan Beşiktaştı. Fenerbahçe bu gole Guiza ile cevap verse de bir süre sonra oyundan düştü ve kaleci Volkan'ın yediği hatalı gollere teslim oldu.

    Gökhan Gönül'den bir stoper yaratma isteği bu maçla beraber hayallerede kalacak sanırım. Yusuf'un attırdığı gol de yaptığı hata affedilecek cinsten değildi. Orada topu taca atmak varken topun dışarı çıkmasını beklemek ve bunun için uğraş vermek klasik bir futbolcu hareketi sanırım...

    Sonuç itibari ile oyundan düşen ve saldıran bir Fenerbahçe'nin geride açık alanalar bırakması ve goller yemesi normaldi. Maç 4-2 Beşiktaş'ın üstünlüğü ile geçti ve bu sonuçla Fenerbahçe yine kupayı alamadı.

    Tam 26 yıl dile kolay! Aragones'in bu takımın başında kalabilmesi için sanırım artık mucizelere ihtiyaç var...

Nisan 7, 2009

OBAMA VE TÜRKİYE


   ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın ülkemizi ziyareti dünyada geniş yankı buldu. Özellikle mecliste yaptığı konuşma daha uzun süre tartışılacak ve değerlendirilecek.

   Konuşma üzerine biz de değerlendirmelerde bulunursak bir mesaj bolluğuna dikkatinizi çekmek istiyorum.


    Bizi yakından ilgilendiren Ermeni Meselesi, azınlık hakları ve Irak gibi konularda önemli mesajlar var.

 

    Laik demokrasimize yapılan vurgu önemli.

 

      Bu yeni ABD’nin Ilımlı İslam yerine müslüman ama laik bir modeli kendi müttefiki olarak gördüğünü gösteriyor.

 

   ABD yeni bir sayfa açıyor ve bu sayfanın önemli ortaklarından birisi de Türkiye olacak gibi gözüküyor. Hatta şimdiden İsrail yerine geçen bir müttefik yorumları yapıldı ancak bu kadar aceleci olmamak lazım.


     Bir de son not olarak Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye’de ayrılıp Irak’a gitmesi de akıllara farklı yorumlar getirdi.

 

     Obama’nın Irak ziyareti bölgeden çekilmek isteyen ABD’nin biran önce harekete geçmek istediğini gösteriyor.

 

   Sonuç olarak Obama’nın Müslüman dünyasına çok önemli mesajlar verdiğini ve tarihi bir ziyaret yaptığını belirterek yazıyı sonlandırabiliriz.

Mart 5, 2009

İSRAİL-İRAN VE ABD


           Ortadoğu’da bu üç devletten birisinin hareketi her zaman önemli olmuştur. Son zamanlarda verilen olumlu mesajlara rağmen son günlerde tekrardan ısınan bir gündem söz konusu şimdi...

            Nükleer çalışmalar konusunda ara vermeyen İran bir de uzay çalışmalarına hız verince normal olarak ABD ve İsrail’in dikkatini çekmiş durumda...

            Dengelerin  bu kadar hassas olduğu ve en küçük bir kıvılcımın bile her şeyi ateşe verebileceği bir ortamda İran’ın nükleer ile ilgili çalışmalar yapması elbette masumane sebepler ile geçiştirilemez...

            En azından bu, devletler için bu kadar basit değildir. Bizler vatandaş olarak “ne var bunda adam reaktörden enerji elde edecek işte” diyebiliriz ancak bu argüman devletler arası ilişkilerde geçerli değildir.

            Devletler arası ilişkiler çoğu zaman önceden ve gizlice toplanmış bilgilere dayanır. ABD bölgedeki devletlere karşı tavrını koyarken sadece medya haberlerine değil aynı zamanda istihbarat aracılığı ile topladığı bilgileri de bakar.

            Gerçi böyle bir deneyimi  Irak savaşında yaşayan dünya acı sonuçlarla karşılaştı. Saddam’ın nükleer bombalar imal ettiği bilgisi doğru çıkmadı. Bu da bir istihbarat zaafiyeti olduğunu ortaya çıkardı. Ama bu yaptıığım teşhis de sonuçta ortadaki gerçek sanılan bilgilerin analizi sonucunda elde edilmiştir. Belki de istenen oydu. Bunu ben bilemem ama bildiğim devletlerin ikili ilişkilerde bizlerin bilmediği bazı kaynakları da kullandıklarıdır.

            Bu nedenle İran meselesi son derece önemli ve atlanmayacak bir konudur. ABD şu anda olası operasyonlara gücü yetecek bir ekonomik seviyeye sahip değildir.

            Kaldı ki Afganistan ve Irak savaşlarının bütçesine verdiği zarar ve akabinde dünyada yarattığı küresel kriz de ortadadır.

            Bu noktada geriye İsrail kalmaktadır. Filistin ile süren kronik çekişmesi nedeniyle gerilen  bölgede iyice yalnızlığa itilen İsrail’in olası bir kriz durumunda ne yapacağı konusu muammadır. Ancak ABD’nin onayı olmadan bölgede ne şekilde hareket edebileceği de ayrıca tartışılmalı çünkü olası bir savaş durumunda ne olacağını kimse kestiremez...

            Bu savaş dünyayı içinden çıkamayacağı bir felakete doğru sürükleyebilir. Bu nedenle bölge dikkatle izlenmeli ve uzlaşma mekanizması çalıştırılmalıdır. Kaldı ki Obama’nın Putin’e gönderdiği bir mektubun basında yer alış şekli de bunu doğrular niteliktedir...

            Obama; Rusya’dan,Doğu Avrupa Kalkanı projelerini unutmaları için İran’daki nükleer çalışmalarına destek vermemelerini istemektedir.

            Rusya’nın bu konuya vereceği cevap şu anda bilinmese de uluslararası ilişkilerin ne kadar zor ve bilinmeyen bir karar verme süreci olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir...



<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


Copyright © 2007 Hussoloji
Bu Site En iyi Firefox'da Görüntülenir.
Blogdaki yazilar Kaynak Gösterilerek kullanilabilir.